27.08.2026Çağlar Değişir Hakikat Değişmez!
İslam Düşüncesi
A
Yazar

Adem Palabıyık

1 yazı

Son Yazısı

07.01.2026

Adem Palabıyık: Batı, İslam’ı özel alanda özgür ama kamusal iddiası sınırlı bir din olarak tanımlarken; seküler ortamda yetişen Müslüman birey, inancı koruma ile çatışmadan kaçınma arasında sürekli bir denge kurmak zorunda kalıyor.

1. “Batı” kavramının üzerine kurulduğu temeller nelerdir ve Batı’nın İslam algısı hangi tarihsel, kültürel ve teolojik zeminde gerçekleşmektedir? Günümüzde bu algı hangi biçimlerde sürüyor? Bu soru, hem medeniyet teorisi hem tarihsel bilinç hem de güncel siyasal–kültürel pratikler açısından ele alınmalıdır. Aşağıda meseleyi katmanlı ve analitik biçimde açıklayabiliriz. “Batı” coğrafi bir yön tanımı olmaktan çok, tarihsel olarak inşa edilmiş bir medeniyet kimliğidir. Bu kimlik üç ana sütun üzerinde yükselir: 1. Antik Yunan – Roma Mirası (Akıl ve Hukuk): Bu miras, Batı’da aklın vahyin önüne geçirilmesi anlayışını beslemiştir. İslam dünyasında ise akıl–vahiy çatışma değil denge içindedir. 2. Hristiyanlık (Teolojik Çerçeve): Kilise merkezli kurtuluş anlayışı vardır; “seçilmişlik”, “günah” ve “kefaret” teolojisi kavramları üzerinden ilerler. İslam, bu teolojik çerçevede rakip ve düzeltici (tashih edici) bir vahiy olarak algılanmıştır. 3. Modernite – Aydınlanma – Sekülerizm: Din kamusal alandan çekilmiştir. Bilim, birey, ulus-devlet merkeze alınmıştır. Batı artık kendini “evrensel norm üre…