Filistin'in Asırlık Mücadelesi Başlıklı yazımızı dinliyorsunuz. İşte yazımız;
Tezkire yayınlarından Aralık 2025’te 2. Baskı olarak çıkan kitap, 200 sayfadır. Kitabın yazarı Doç. Dr. Ahmet İşler, 1979 yılında Van’da doğdu. Bir süre öğretmenlik yapan İşler, 2009’da öğretim görevlisi olarak akademiye girdi. Yüksek Lisans, doktora ve doçentlik çalışmaları, milliyetçilik, muhafazakarlık, sömürgecilik ve Ortadoğu üzerinedir. Hâlen Bitlis Eren Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Yazar, kitapta Filistin direnişinin tarihsel sürecine genel bir bakış sunmayı amaçlamakta ve bir asırlık Filistin mücadelesinin aktörlerini, ideolojik dinamiklerini ve bu mücadelenin ruhunu ele almayı hedeflemektedir. Üç bölümden oluşan kitap yazarın yürekten, dokunaklı ifadelerle yaptığı sunuşuyla başlıyor:
Filistin...
Acının gözyaşıyla yoğrulduğu kutsal belde...
İnsanlık tarihinin en büyük zulümlerine tanıklık ettiği topraklar...
Bir asırdır işgalin, sürgünün ve katliamların gölgesinde yoğrulan direnişin adı...
Yurtlarından koparılan, kamplarda hayata tutunmaya mahkûm edilen bir halkın onurlu mücadelesi...
Tüm yıkımlara, işgale ve soykırıma rağmen teslimiyeti reddeden; zulme karşı dimdik göğüs geren bir halk...
Kan ve acıyla yazılmış; fakat umut ve kararlılıkla yoğrulmuş şanlı bir tarih...
Yazar, birinci bölümde direnişin ortaya çıkışını ve direniş meşalesini yakan öncü liderlerin mücadelelerini anlatıyor. Filistinliler gelen ilk yahudilere misafirperverlik göstermiş, barınak sağlamış, toprağı ekip biçmeyi öğretmişlerdi. Bu durum, ilk yerleşimci yahudilerin günlüklerinde açıkça yer almaktadır. Ancak siyonistler, Filistinlilerle beraber yaşamak istemiyorlardı. Onları buradan kovmak, topraklarını işgal etmek istiyorlardı.
Filistin'de güçlü bir istihbarat ağı kuran siyonistler, bölgeye kaçak yollarla silah ve mühimmat taşıyor, göçmenleri milis kuvvetlere dönüştürüyorlardı. Kurdukları illegal örgütlerle Filistinlileri sindirmek üzere harekete geçmişlerdi. Bu durum, Filistin mücadelesinin ateşini yakmıştır.
Kudüs Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
Kudüs’te doğan Muhammed Emin El Hüseyni, Osmanlı ordusunun bir subayı iken, gönüllü olarak Çanakkale Savaşı'na katıldı. Savaştan sonra Kudüs'e dönen Emin El Hüseyni, İngiliz işgaline karşı halk arasında başlayan isyanlarda önemli roller üstlenmiştir. Onun öncülüğünde Filistin'deki kitlesel direniş, İngiltere'yi beyaz kitap adı verilen bir politika belgesini kabul etmeye zorlamıştı. Belgeye göre Filistin'e Yahudi göçünün durdurulması, Yahudilere toprak satışının yasaklanması ve Filistin halkının bağımsızlığına yönelik haklar tanınmıştır. Ancak II.Dünya savaşının başlaması bu belgenin hayata geçirilmesine engel olmuştu. Emin El Hüseyni 1948’de Gazze’de toplanan 1.Filistin halk kongresinde, Geçici Filistin Hükümetinin kurulduğunu açıklamıştı. Emin El Hüseyni 1974 yılında Beyrut’ta vefat edene kadar, Filistin için mücadeleye devam etmişti.
İzzettin El Kassam
Filistin direnişinin ve şehadetin simgesi olan İzzettin El Kassam, 1880 yılında Lazkiye’de doğdu. Kahire üniversitesinde eğitimini tamamladıktan sonra Suriye'ye dönerek babasının medresesinde müderrislik yapmaya başladı. Birinci Dünya Savaşı başladığında Osmanlı ordusuna katılan Kassam, Osmanlı Devleti'nin parçalanması ve Osmanlı birliklerinin Suriye'de çekilmesinin ardından, halkı Fransız işgaline karşı direnmeye çağırdı. 1920 yılının sonuna kadar milis kuvvetleri ile işgalcilere karşı mücadele etmiş, gece baskınlarıyla Fransız birliklerine ağır kayıplar verdirmişti. Fransızların uzlaşma tekliflerini şiddetle reddetmişti. Mücahitlere destek verdikleri için yüzlerce köylünün Fransızlar tarafından acımasızca kurşuna dizilmesinin ardından ve kendisi hakkında verilen ölüm kararından sonra Filistin'e geçmişti. Hayfa İstiklal Cami’nde imamlık yapan İzzettin El Kassam, buradaki vaazlarında Filistin halkını İngiliz mandası ile siyonistlere karşı direnmeye çağırırken, bir yandan da gizlice askeri birlik kurmaktaydı. Birliğinin üyelerine, siyer ve İslam tarihi bilincine sahip olmayı zorunlu tutmuştu. Kassam’ın İngiliz işgali ve siyonistlere karşı yaptığı cihat çağrısından kısa bir süre sonra keşif uçaklarının da destek verdiği bir operasyon düzenlenmiş, çıkan çatışmada Kassam ve arkadaşları şehit düşmüştü.
Abdülkadir El Hüseyni
1933 yılında Kudüs ve Yafa'da işgal yönetimine karşı yapılan gösterilere katılan Abdülkadir, bu eylemlerde çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine tanıklık etmiş, kendisiyle birlikte babası da ağır yaralanmış, ardından da vefat etmiştir. Kassam’ın şehadeti, Abdülkadir El Hüseyni’yi silahlı direnişe sevketmişti. Çatışmalarda ağır yaralanan ve İngilizlere esir düşen Abdülkadir Suriye’ye kaçırılır. 1947'de Hacı Emin El Hüseyni tarafından kurulan Cihadı Mukaddes Ordusu’nun komutanı olur. Abdülkadir El Hüseyni komutasındaki birlik 1948'de Kudüs'ün batı yakasında düzenlediği bombalı araç saldırısı ve Yahudi Ajansı'nın bahçesindeki patlamalarla çok sayıda siyonisti öldürür. Silah ve mühimmat desteği almak üzere Şam'a gittiği bir dönemde Kudüs'ün batısındaki stratejik Kastel Köyü siyonistler tarafından ele geçirilir. Emin El Hüseyni'nin katkısıyla az miktarda silahla Kudüs'e geri dönen Abdülkadir El Hüseyni, bir avuç asker ve hafif silahlarla Kastel’i geri almak için girdiği çatışmada siyonistler tarafından şehit edilir.
Yazar, kitabın ikinci bölümünde, bir döneme damgasını vuran Filistin mücadelesinin önemli aktörlerinden Yaser Arafat ve liderliğini yaptığı El Fetih ile Filistin Kurtuluş Örgütünü anlatıyor. 1948 Arap İsrail Savaşı bölgenin siyasi yapısını değiştirmişti. İsrail sınırlarını genişletmiş, Ürdün Batı Şeria’yı, Mısır ise Gazze’yi kontrolü altına almıştı. Batı Kudüs İsrail'in kontrolüne geçmiş, bir milyona yakın filistinli topraklarından ayrılarak mülteci durumuna düşmüş, Nakbe olarak anılan trajik süreç yaşanmıştı.
Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi El-Fetih
El-Fetih'in temelini atanlar genel itibarıyla İhvan Hareketine dayanmaktadır. El-Fetih’in lideri Yaser Arafat, bir dönem müslüman kardeşlerle bağlantıları nedeniyle Mısır’da tutuklanmıştır. Ancak bu dönemde Arap milliyetçiliği ve sosyalizmin baskın ideolojiler olması, El-Fetih’i seküler sol zeminde mücadeleye itmiştir. El-Fetih 1965 yılında yayınladığı ilk bildirisinde, Filistin milliyetçiliği temelinde halkın bağımsızlığı, ülkenin özgürlüğü ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını hedef olarak ilan etmiştir. Mücadele ilkelerini silahlı, devrimci bir direniş olarak belirlemiş, amaçlarının Filistin topraklarında siyonistlerin varlığını ortadan kaldırmak olduğunu belirtmiştir. İkinci İntifada sırasında, Hamas’ın artan gücüne ve İslami içeriklere karşılık El-Fetih, İslami unsurlar taşıyan el-Aksa Şehitleri Tugayını kurmuştur.
Filistin Kurtuluş Örgütü
1964 yılında Filistin halkının ulusal bağımsızlık mücadelesi için bir çatı örgüt olarak kurulmuştur. İlk yıllarda FKÖ'nın yapısı daha çok askerî bir direniş hareketi olarak şekillenmiştir. 1969 yılında El-Fetih'in lideri Yaser Arafat başkanlığa seçilmiştir. 1970'lerin başından itibaren, FKÖ’nün uluslararası alanda tanınırlığı artmış, BM tarafından gözlemci statüsü verilmiştir. 1988 yılında Filistin Devleti’nin bağımsızlığını ilan etmiş ve uluslararası toplum tarafından tanınmıştır. Bölgede yükselen İslami hareket FKÖ ile İsrail'i birbirine yakınlaştırmıştır. FKÖ iki devletli çözümü kabul ederek, Oslo Barış süreci kapsamında, İsrail ile barış görüşmelerine başlamıştır. Müzakereler sonunda birinci ve ikinci Oslo anlaşmaları imzalanmıştır.
Barış görüşmelerini desteklediği için, İsrail Başbakanı İzak Rabin’in öldürülmesi, ardından aşırı sağcı Likut Partisi lideri Benyamin Netenyahu’nun iktidara gelmesi söz konusu anlaşmaların başarısız olmasına yol açmıştır. 11 Eylül 2001 saldırısının ardından küresel siyasette terörle mücadele söylemenin öne çıkması, İsrail'e Filistin politikaları için fırsat yaratmıştır. 2002 yılında İsrail tankları Ramallah’a girerek şehri bombaladı. Yaser Arafat karargahında ev hapsine alındı. Oslo sürecinin başarısızlığı, FKÖ’nün liderliği üzerindeki güveni zayıflatmış, Filistin ulusal hareketinin parçalanmasına zemin hazırlamıştır.
Yaser Arafat Filistin Mücadelesinin Efsane Lideri
Aslen Kudüslü bir aileye mensup olan Arafat, 1929 yılında Kahire'de dünyaya geldi. 1967 Savaşı’nda Mısır ordusu saflarında gönüllü olarak savaşırdı. Sina yarımadasındaki çarpışmalarda patlayıcı uzmanı olarak görev yapmıştır. 1952-56 arasında Kahire’de Filistin öğrenci federasyonu başkanlığını yapan Arafat, 1958'de Filistin direniş hareketi El-Fetih’i kurmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselen Arap milliyetçiliği siyasi kimliği üzerinde etki bırakmıştı. 1969 yılında FKÖ lideri olarak seçilen Arafat, Filistin mücadelesinin lideri olmuştur. Yaşamı boyunca sayısız suikast girişimine maruz kalmış ve kurtulmuştur. İsrail'in barış vaadi altında Filistin topraklarını işgalini sürdürmesi Arafat için büyük hayal kırıklığı olmuştur. 2004 yılında aniden hastalanan Arafat, Fransa'da tedavi görürken vefat etmiştir. Sonradan mezarı açılarak yapılan incelemelerde zehirlendiği tespit edilmiştir.
Kitabın üçüncü bölümü, İslami direniş hareketi Hamas ile Filistin mücadelesinin asli ruhuna dönüş yolculuğuna tanık oluyoruz. 1967'deki 6 gün savaşı Arap dünyasında ideolojik ve siyasî dengeleri derinden etkilemişti. 1979'daki İran İslam Devrimi ve Afganistan'daki Cihat hareketi İslami hareketlerin güçlenmesine katkı sağlamıştır.
Kuruluşundan itibaren Filistin meselesi ihvan'ın öncelikli davalarından biri olmuştur. Şeyh Ahmet Yasin’in liderliğinde, 1987 yılında kurulan Hamas, İhvan’ın Filistin kolu olarak sosyal ve dini hizmetlerden beslenen altyapısını kullanmış ve direnişi İslami bir çerçevede yeniden tanımlamıştır.
Hamas, Aralık 1987'de başlayan İntifada sürecinde Filistin'deki İsrail işgaline karşı, direnişi organize eden bir hareket olarak öne çıkmış ve direniş eylemlerini yönlendirmiştir. 18 Ağustos 1988 tarihinde Hamas kuruluş felsefesini, amaçlarını ve yöntemlerini açıklayan “Misak” adlı bildirgesini yayınlayarak, Filistin'in tamamen kurtarılmasına ve İsrail Devleti’nin ortadan kaldırılmasına kadar cihat ilan etmiştir. İsrail’in yoğun tutuklama ve suikastlerle Hamas kadrolarını ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerine karşı, Musa Ebu Merzuk 1989 yılında örgütün liderlik yapısını yeniden düzenlenmiş, üst düzey liderliğini Filistin dışına taşımıştır.
1994 yılında El Halil kentinde İbrahim camine, sabah namazı sırasında, siyonistler tarafından gerçekleştirilen vahşi bir saldırıda 19 Müslüman şehit olurken birçoğu yaralanmıştı. Bunun üzerine Kassam Tugayları İsrail hedeflerine yönelik bombalı saldırılara başlamıştır. 1996 yılında Yahya Ayyaş’ın İsrail tarafından şehit edilmesinden sonra, Kassam Tugayları bir karşı operasyon başlattı. Daha çok Kudüs'te yoğunlaşan bu operasyonda 45 İsrailli öldürüldü 163 kişi de yaralandı.
2000 yılında başlayan ikinci İntifada sürecinde, İzzettin El Kassam Tugayları düzenlediği intihar saldırıları ve roket operasyonlarıyla dikkat çekmiş, silahlı direnişi öncelikle strateji olarak benimsemiştir. Hamas 2006 yılında yapılan genel seçimlerde büyük bir zafer kazanarak Filistin’in en güçlü siyasî hereketi olduğunu ispat etmiştir. Seçimlerin ardından İsrail özellikle Gazze’ye yönelik baskıyı arttırmıştır. Karadan, denizden ve havadan katı bir abluka uygulayarak Gazze’yi açık hava hapishanesine çevirmiş, öte yandan çeşitli bahanelerle operasyonlar düzenleyerek, sivil katliamlar gerçekleştirmiş, evleri, bahçeleri, zeytinlikleri, yaşam için gerekli olan her şeyi yok etmektedir.
Tarihin Kırılma Noktası: Aksa Tufanı
Filistin direnişi, sistematik bir adaletsizliğe ve soykırım düzeyindeki uygulamalara karşı bir tepki olarak ortaya çıkmış, işgal abluka ve şiddet politikalarına karşı özgürlük ve adalet arayışı olmuştur. “Aksa Tufanı” bu tarihsel bağlamın bir yansımasıdır. 7 Ekim 2023'te İsrail'in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği siyonist işgal ve Mescidi Aksa'ya yönelik saldırılarına karşı bir tepki olarak Hamas'ın başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu ile sadece bölgesel değil küresel dengeler de etkilenmiştir. Aksa Tufanı operasyonu, İsrail'in 6 Gün Savaşı’nda kurduğu yenilmezlik algısını yerle bir etmiştir.
İzzettin El Kassam Tugayları karşısında ağır yenilgi yaşayan İsrail ordusu, intikamını masum sivillerden, çocuklardan ve kadınlardan almaya yönelmiştir. Hamas ağır kayıplara rağmen örgütsel bütünlüğünü korumuş askerî ve toplumsal direniş kapasitesini sürdürebilmiştir.
Aksa Tufanı sonrası, Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Afrika'dan Asya'ya kadar farklı inanç ve ideolojilerden insanların bu mücadeleye omuz vermesi Filistin meselesinin bir bölgesel sorunun ötesinde, evrensel bir adalet ve insan hakları meselesi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Adaletin ve insan onurunun savunulması için verilen mücadelenin tüm insanlığın mücadelesi olduğunu ortaya koymuştur.
Kitap direnişin sembol isimleri olarak tarihe geçen önemli şahsiyetlerinin kısa hayat hikayeleri ile son bulmaktadır. Şeyh Ahmet Yasin, İsmail Heniye, Yahya Sinvar, Abdülaziz Rantisi, Salah Şehade, Yahya Ayyaş, Muhammed Deif, Ebu Ubeyde… Hamas’ın içinden yükselen, amansız mücadelerle geçen onurlu hayatlarını şehadetle taçlandıran müstesna şahsiyetler.
Hamas’ın liderliği, hareketin davasına renk ve derinlik katmaktadır. Liderler, İslam'ın adalet anlayışını rehber edinmiş ve halkın dini duygularını, direnişe olan bağlılığını etkileyen sembol isimler olmuştur. Şeyh Ahmed Yasin gibi isimler, bu kimliğin inşasında kilit rol oynamış hem manevi hem de siyasî bir rehberlik sağlayarak, hareketin sürekliliğini sağlamıştır. Onun şu sözleri Filistin halkının ve mücadelesinin âdeta bir özetidir:
"Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız. O zaman alnımızda şu yazılacak: Bizler direndik, ileri atıldık, kaçmadık. Bizimle çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz de ölecek. Bizden teslim olmamızı ya da bayrak dikmemizi beklemeyin. Çünkü biz bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın, savaşçı onuruyla ölelim."
*Bu makalede ifade edilen fikirler yazara aittir ve İslam Düşüncesi'nin editoryal duruşunu yansıtmayabilir.
Tezkire yayınlarından Aralık 2025’te 2. Baskı olarak çıkan kitap, 200 sayfadır. Kitabın yazarı Doç. Dr. Ahmet İşler, 1979 yılında Van’da doğdu. Bir süre öğretmenlik yapan İşler, 2009’da öğretim görevlisi olarak akademiye girdi. Yüksek Lisans, doktora ve doçentlik çalışmaları, milliyetçilik, muhafazakarlık, sömürgecilik ve Ortadoğu üzerinedir. Hâlen Bitlis Eren Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
Yazar, kitapta Filistin direnişinin tarihsel sürecine genel bir bakış sunmayı amaçlamakta ve bir asırlık Filistin mücadelesinin aktörlerini, ideolojik dinamiklerini ve bu mücadelenin ruhunu ele almayı hedeflemektedir. Üç bölümden oluşan kitap yazarın yürekten, dokunaklı ifadelerle yaptığı sunuşuyla başlıyor:
Filistin...
Acının gözyaşıyla yoğrulduğu kutsal belde...
İnsanlık tarihinin en büyük zulümlerine tanıklık ettiği topraklar...
Bir asırdır işgalin, sürgünün ve katliamların gölgesinde yoğrulan direnişin adı...
Yurtlarından koparılan, kamplarda hayata tutunmaya mahkûm edilen bir halkın onurlu mücadelesi...
Tüm yıkımlara, işgale ve soykırıma rağmen teslimiyeti reddeden; zulme karşı dimdik göğüs geren bir halk...
Kan ve acıyla yazılmış; fakat umut ve kararlılıkla yoğrulmuş şanlı bir tarih...
Yazar, birinci bölümde direnişin ortaya çıkışını ve direniş meşalesini yakan öncü liderlerin mücadelelerini anlatıyor. Filistinliler gelen ilk yahudilere misafirperverlik göstermiş, barınak sağlamış, toprağı ekip biçmeyi öğretmişlerdi. Bu durum, ilk yerleşimci yahudilerin günlüklerinde açıkça yer almaktadır. Ancak siyonistler, Filistinlilerle beraber yaşamak istemiyorlardı. Onları buradan kovmak, topraklarını işgal etmek istiyorlardı.
Filistin'de güçlü bir istihbarat ağı kuran siyonistler, bölgeye kaçak yollarla silah ve mühimmat taşıyor, göçmenleri milis kuvvetlere dönüştürüyorlardı. Kurdukları illegal örgütlerle Filistinlileri sindirmek üzere harekete geçmişlerdi. Bu durum, Filistin mücadelesinin ateşini yakmıştır.
Kudüs Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
Kudüs’te doğan Muhammed Emin El Hüseyni, Osmanlı ordusunun bir subayı iken, gönüllü olarak Çanakkale Savaşı'na katıldı. Savaştan sonra Kudüs'e dönen Emin El Hüseyni, İngiliz işgaline karşı halk arasında başlayan isyanlarda önemli roller üstlenmiştir. Onun öncülüğünde Filistin'deki kitlesel direniş, İngiltere'yi beyaz kitap adı verilen bir politika belgesini kabul etmeye zorlamıştı. Belgeye göre Filistin'e Yahudi göçünün durdurulması, Yahudilere toprak satışının yasaklanması ve Filistin halkının bağımsızlığına yönelik haklar tanınmıştır. Ancak II.Dünya savaşının başlaması bu belgenin hayata geçirilmesine engel olmuştu. Emin El Hüseyni 1948’de Gazze’de toplanan 1.Filistin halk kongresinde, Geçici Filistin Hükümetinin kurulduğunu açıklamıştı. Emin El Hüseyni 1974 yılında Beyrut’ta vefat edene kadar, Filistin için mücadeleye devam etmişti.
İzzettin El Kassam
Filistin direnişinin ve şehadetin simgesi olan İzzettin El Kassam, 1880 yılında Lazkiye’de doğdu. Kahire üniversitesinde eğitimini tamamladıktan sonra Suriye'ye dönerek babasının medresesinde müderrislik yapmaya başladı. Birinci Dünya Savaşı başladığında Osmanlı ordusuna katılan Kassam, Osmanlı Devleti'nin parçalanması ve Osmanlı birliklerinin Suriye'de çekilmesinin ardından, halkı Fransız işgaline karşı direnmeye çağırdı. 1920 yılının sonuna kadar milis kuvvetleri ile işgalcilere karşı mücadele etmiş, gece baskınlarıyla Fransız birliklerine ağır kayıplar verdirmişti. Fransızların uzlaşma tekliflerini şiddetle reddetmişti. Mücahitlere destek verdikleri için yüzlerce köylünün Fransızlar tarafından acımasızca kurşuna dizilmesinin ardından ve kendisi hakkında verilen ölüm kararından sonra Filistin'e geçmişti. Hayfa İstiklal Cami’nde imamlık yapan İzzettin El Kassam, buradaki vaazlarında Filistin halkını İngiliz mandası ile siyonistlere karşı direnmeye çağırırken, bir yandan da gizlice askeri birlik kurmaktaydı. Birliğinin üyelerine, siyer ve İslam tarihi bilincine sahip olmayı zorunlu tutmuştu. Kassam’ın İngiliz işgali ve siyonistlere karşı yaptığı cihat çağrısından kısa bir süre sonra keşif uçaklarının da destek verdiği bir operasyon düzenlenmiş, çıkan çatışmada Kassam ve arkadaşları şehit düşmüştü.
Abdülkadir El Hüseyni
1933 yılında Kudüs ve Yafa'da işgal yönetimine karşı yapılan gösterilere katılan Abdülkadir, bu eylemlerde çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine tanıklık etmiş, kendisiyle birlikte babası da ağır yaralanmış, ardından da vefat etmiştir. Kassam’ın şehadeti, Abdülkadir El Hüseyni’yi silahlı direnişe sevketmişti. Çatışmalarda ağır yaralanan ve İngilizlere esir düşen Abdülkadir Suriye’ye kaçırılır. 1947'de Hacı Emin El Hüseyni tarafından kurulan Cihadı Mukaddes Ordusu’nun komutanı olur. Abdülkadir El Hüseyni komutasındaki birlik 1948'de Kudüs'ün batı yakasında düzenlediği bombalı araç saldırısı ve Yahudi Ajansı'nın bahçesindeki patlamalarla çok sayıda siyonisti öldürür. Silah ve mühimmat desteği almak üzere Şam'a gittiği bir dönemde Kudüs'ün batısındaki stratejik Kastel Köyü siyonistler tarafından ele geçirilir. Emin El Hüseyni'nin katkısıyla az miktarda silahla Kudüs'e geri dönen Abdülkadir El Hüseyni, bir avuç asker ve hafif silahlarla Kastel’i geri almak için girdiği çatışmada siyonistler tarafından şehit edilir.
Yazar, kitabın ikinci bölümünde, bir döneme damgasını vuran Filistin mücadelesinin önemli aktörlerinden Yaser Arafat ve liderliğini yaptığı El Fetih ile Filistin Kurtuluş Örgütünü anlatıyor. 1948 Arap İsrail Savaşı bölgenin siyasi yapısını değiştirmişti. İsrail sınırlarını genişletmiş, Ürdün Batı Şeria’yı, Mısır ise Gazze’yi kontrolü altına almıştı. Batı Kudüs İsrail'in kontrolüne geçmiş, bir milyona yakın filistinli topraklarından ayrılarak mülteci durumuna düşmüş, Nakbe olarak anılan trajik süreç yaşanmıştı.
Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi El-Fetih
El-Fetih'in temelini atanlar genel itibarıyla İhvan Hareketine dayanmaktadır. El-Fetih’in lideri Yaser Arafat, bir dönem müslüman kardeşlerle bağlantıları nedeniyle Mısır’da tutuklanmıştır. Ancak bu dönemde Arap milliyetçiliği ve sosyalizmin baskın ideolojiler olması, El-Fetih’i seküler sol zeminde mücadeleye itmiştir. El-Fetih 1965 yılında yayınladığı ilk bildirisinde, Filistin milliyetçiliği temelinde halkın bağımsızlığı, ülkenin özgürlüğü ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını hedef olarak ilan etmiştir. Mücadele ilkelerini silahlı, devrimci bir direniş olarak belirlemiş, amaçlarının Filistin topraklarında siyonistlerin varlığını ortadan kaldırmak olduğunu belirtmiştir. İkinci İntifada sırasında, Hamas’ın artan gücüne ve İslami içeriklere karşılık El-Fetih, İslami unsurlar taşıyan el-Aksa Şehitleri Tugayını kurmuştur.
Filistin Kurtuluş Örgütü
1964 yılında Filistin halkının ulusal bağımsızlık mücadelesi için bir çatı örgüt olarak kurulmuştur. İlk yıllarda FKÖ'nın yapısı daha çok askerî bir direniş hareketi olarak şekillenmiştir. 1969 yılında El-Fetih'in lideri Yaser Arafat başkanlığa seçilmiştir. 1970'lerin başından itibaren, FKÖ’nün uluslararası alanda tanınırlığı artmış, BM tarafından gözlemci statüsü verilmiştir. 1988 yılında Filistin Devleti’nin bağımsızlığını ilan etmiş ve uluslararası toplum tarafından tanınmıştır. Bölgede yükselen İslami hareket FKÖ ile İsrail'i birbirine yakınlaştırmıştır. FKÖ iki devletli çözümü kabul ederek, Oslo Barış süreci kapsamında, İsrail ile barış görüşmelerine başlamıştır. Müzakereler sonunda birinci ve ikinci Oslo anlaşmaları imzalanmıştır.
Barış görüşmelerini desteklediği için, İsrail Başbakanı İzak Rabin’in öldürülmesi, ardından aşırı sağcı Likut Partisi lideri Benyamin Netenyahu’nun iktidara gelmesi söz konusu anlaşmaların başarısız olmasına yol açmıştır. 11 Eylül 2001 saldırısının ardından küresel siyasette terörle mücadele söylemenin öne çıkması, İsrail'e Filistin politikaları için fırsat yaratmıştır. 2002 yılında İsrail tankları Ramallah’a girerek şehri bombaladı. Yaser Arafat karargahında ev hapsine alındı. Oslo sürecinin başarısızlığı, FKÖ’nün liderliği üzerindeki güveni zayıflatmış, Filistin ulusal hareketinin parçalanmasına zemin hazırlamıştır.
Yaser Arafat Filistin Mücadelesinin Efsane Lideri
Aslen Kudüslü bir aileye mensup olan Arafat, 1929 yılında Kahire'de dünyaya geldi. 1967 Savaşı’nda Mısır ordusu saflarında gönüllü olarak savaşırdı. Sina yarımadasındaki çarpışmalarda patlayıcı uzmanı olarak görev yapmıştır. 1952-56 arasında Kahire’de Filistin öğrenci federasyonu başkanlığını yapan Arafat, 1958'de Filistin direniş hareketi El-Fetih’i kurmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselen Arap milliyetçiliği siyasi kimliği üzerinde etki bırakmıştı. 1969 yılında FKÖ lideri olarak seçilen Arafat, Filistin mücadelesinin lideri olmuştur. Yaşamı boyunca sayısız suikast girişimine maruz kalmış ve kurtulmuştur. İsrail'in barış vaadi altında Filistin topraklarını işgalini sürdürmesi Arafat için büyük hayal kırıklığı olmuştur. 2004 yılında aniden hastalanan Arafat, Fransa'da tedavi görürken vefat etmiştir. Sonradan mezarı açılarak yapılan incelemelerde zehirlendiği tespit edilmiştir.
Kitabın üçüncü bölümü, İslami direniş hareketi Hamas ile Filistin mücadelesinin asli ruhuna dönüş yolculuğuna tanık oluyoruz. 1967'deki 6 gün savaşı Arap dünyasında ideolojik ve siyasî dengeleri derinden etkilemişti. 1979'daki İran İslam Devrimi ve Afganistan'daki Cihat hareketi İslami hareketlerin güçlenmesine katkı sağlamıştır.
Kuruluşundan itibaren Filistin meselesi ihvan'ın öncelikli davalarından biri olmuştur. Şeyh Ahmet Yasin’in liderliğinde, 1987 yılında kurulan Hamas, İhvan’ın Filistin kolu olarak sosyal ve dini hizmetlerden beslenen altyapısını kullanmış ve direnişi İslami bir çerçevede yeniden tanımlamıştır.
Hamas, Aralık 1987'de başlayan İntifada sürecinde Filistin'deki İsrail işgaline karşı, direnişi organize eden bir hareket olarak öne çıkmış ve direniş eylemlerini yönlendirmiştir. 18 Ağustos 1988 tarihinde Hamas kuruluş felsefesini, amaçlarını ve yöntemlerini açıklayan “Misak” adlı bildirgesini yayınlayarak, Filistin'in tamamen kurtarılmasına ve İsrail Devleti’nin ortadan kaldırılmasına kadar cihat ilan etmiştir. İsrail’in yoğun tutuklama ve suikastlerle Hamas kadrolarını ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerine karşı, Musa Ebu Merzuk 1989 yılında örgütün liderlik yapısını yeniden düzenlenmiş, üst düzey liderliğini Filistin dışına taşımıştır.
1994 yılında El Halil kentinde İbrahim camine, sabah namazı sırasında, siyonistler tarafından gerçekleştirilen vahşi bir saldırıda 19 Müslüman şehit olurken birçoğu yaralanmıştı. Bunun üzerine Kassam Tugayları İsrail hedeflerine yönelik bombalı saldırılara başlamıştır. 1996 yılında Yahya Ayyaş’ın İsrail tarafından şehit edilmesinden sonra, Kassam Tugayları bir karşı operasyon başlattı. Daha çok Kudüs'te yoğunlaşan bu operasyonda 45 İsrailli öldürüldü 163 kişi de yaralandı.
2000 yılında başlayan ikinci İntifada sürecinde, İzzettin El Kassam Tugayları düzenlediği intihar saldırıları ve roket operasyonlarıyla dikkat çekmiş, silahlı direnişi öncelikle strateji olarak benimsemiştir. Hamas 2006 yılında yapılan genel seçimlerde büyük bir zafer kazanarak Filistin’in en güçlü siyasî hereketi olduğunu ispat etmiştir. Seçimlerin ardından İsrail özellikle Gazze’ye yönelik baskıyı arttırmıştır. Karadan, denizden ve havadan katı bir abluka uygulayarak Gazze’yi açık hava hapishanesine çevirmiş, öte yandan çeşitli bahanelerle operasyonlar düzenleyerek, sivil katliamlar gerçekleştirmiş, evleri, bahçeleri, zeytinlikleri, yaşam için gerekli olan her şeyi yok etmektedir.
Tarihin Kırılma Noktası: Aksa Tufanı
Filistin direnişi, sistematik bir adaletsizliğe ve soykırım düzeyindeki uygulamalara karşı bir tepki olarak ortaya çıkmış, işgal abluka ve şiddet politikalarına karşı özgürlük ve adalet arayışı olmuştur. “Aksa Tufanı” bu tarihsel bağlamın bir yansımasıdır. 7 Ekim 2023'te İsrail'in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği siyonist işgal ve Mescidi Aksa'ya yönelik saldırılarına karşı bir tepki olarak Hamas'ın başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu ile sadece bölgesel değil küresel dengeler de etkilenmiştir. Aksa Tufanı operasyonu, İsrail'in 6 Gün Savaşı’nda kurduğu yenilmezlik algısını yerle bir etmiştir.
İzzettin El Kassam Tugayları karşısında ağır yenilgi yaşayan İsrail ordusu, intikamını masum sivillerden, çocuklardan ve kadınlardan almaya yönelmiştir. Hamas ağır kayıplara rağmen örgütsel bütünlüğünü korumuş askerî ve toplumsal direniş kapasitesini sürdürebilmiştir.
Aksa Tufanı sonrası, Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Afrika'dan Asya'ya kadar farklı inanç ve ideolojilerden insanların bu mücadeleye omuz vermesi Filistin meselesinin bir bölgesel sorunun ötesinde, evrensel bir adalet ve insan hakları meselesi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Adaletin ve insan onurunun savunulması için verilen mücadelenin tüm insanlığın mücadelesi olduğunu ortaya koymuştur.
Kitap direnişin sembol isimleri olarak tarihe geçen önemli şahsiyetlerinin kısa hayat hikayeleri ile son bulmaktadır. Şeyh Ahmet Yasin, İsmail Heniye, Yahya Sinvar, Abdülaziz Rantisi, Salah Şehade, Yahya Ayyaş, Muhammed Deif, Ebu Ubeyde… Hamas’ın içinden yükselen, amansız mücadelerle geçen onurlu hayatlarını şehadetle taçlandıran müstesna şahsiyetler.
Hamas’ın liderliği, hareketin davasına renk ve derinlik katmaktadır. Liderler, İslam'ın adalet anlayışını rehber edinmiş ve halkın dini duygularını, direnişe olan bağlılığını etkileyen sembol isimler olmuştur. Şeyh Ahmed Yasin gibi isimler, bu kimliğin inşasında kilit rol oynamış hem manevi hem de siyasî bir rehberlik sağlayarak, hareketin sürekliliğini sağlamıştır. Onun şu sözleri Filistin halkının ve mücadelesinin âdeta bir özetidir:
"Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız. O zaman alnımızda şu yazılacak: Bizler direndik, ileri atıldık, kaçmadık. Bizimle çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz de ölecek. Bizden teslim olmamızı ya da bayrak dikmemizi beklemeyin. Çünkü biz bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın, savaşçı onuruyla ölelim."
*Bu makalede ifade edilen fikirler yazara aittir ve İslam Düşüncesi'nin editoryal duruşunu yansıtmayabilir.