Kurbanımız Kurb Anımız Olmalı

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Modern dönem, hem ekolojik çevreyi hem insanın varlığını tehdit eden bir yapıyı beraberinde getirdi. Bugün aklı başında olan feraset ve dirayet sahibi kimseler, insanlığın nasıl ağır bir tehdit altında olduğunu çok net bir şekilde görebiliyorlar. Zira bugün orta çağ haydutlarını aratmayacak kravatlı modern haydutlar iş başında ve küresel ölçekte etki bırakan karar mekanizmalarında söz sahibidirler. Böylece insanlığın ufku kararmış ve umutlar tükenmiş bir vaziyettedir. İnsanlık en kötü senaryoların yapıldığı ve en büyük tehditlerin olduğu bir dönemden geçiyor. İnsanlık, her şeyin çıkar, haz, eğlence, zevk, şehvet, heves ve nefsin tatmini ölçeğinde değerlendirildiği çok ağır bir zaman diliminden geçiyor. Hakikatlerin buharlaştığı, fazilet ve erdemin yok olduğu, hakkın ve adaletin garipsendiği, gerçek ve hak olan inançların ayıplandığı ve tarih boyunca insanlık mefkuresinin biriktirdiği değer ve ahlak birikiminin berhava edildiği bir dönemden geçiyoruz. Mevcut oluşumun narkozuna girmeyen insanların bir kurtarıcı, bir yol gösterici beklediği çok anormal bir zaman dilimini yaşıyoruz. 

İşte böylesine bir dönemden geçen Müslümanların bu anormal durumun farkında olmaları büyük bir zarurettir. Bundan ötürü İslam’a gönül vermiş insanların İslam’ı yaşama ve başkasına sunma hususunda iki sorumlulukları ön plana çıkmaktadır: Bilinç ve güven. Güven ile şunu anlatmak istiyoruz: Her Müslümanın, İslam’a ne kadar güvendiğini bilmesi ve dışarıdan gelebilecek fikrî saldırılara karşı kendini güvende hissedecek düzeyde düşünsel ve bilimsel yönden hazırlıklı olması gerekir. Zira bugün insanların çok önemli bir kesimi, ham iplikle İslam’a bağlıdır. Ufak bir tartışmada veya çok zayıf bir şüpheye karşı İslam ile bağını hemen koparabilmektedir. Çünkü İslam’ın tümüne güveni ya hiç yok veya çok zayıftır. Bilinç kavramıyla da şunu kastediyoruz: Her Müslümanın, bütün yapıp ettiklerini çok ciddi bir muhasebe ve sorumluluk bilinciyle yapması, yaptıklarının ve yapmadıklarının İslam’a maliyetinin ne olabileceğini iyi hesaplaması gerekir. Tüm bireysel ve toplumsal davranışlarının  birileri tarafından İslam’a fatura edilebileceğinin bilincinde olması gerekir. Ayrıca mümin bir kimse yapacağı ibadetlerinde kulluk şuurunu da hissetmesi ve bu bilinçle yapması gerekir ki, Allah katında bir karşılığı olsun ve yaptığı ibadet onu kısmen de olsa Rabbine yaklaştırsın. Günümüzde sekülerleşme Müslümanların hayatına o kadar sinmiş ki, farkında olmadan kimi ibadetlerini bile seküler bir dürtü, duygu ve mantıkla yapıyorlar. 

İşte Kurban ibadetimizi eda ederken ve kurbanlarımızı keserken bu kulluk bilincini asla unutmamamız gerekir. Kurban ibadetinin önemini ve psikolojik hazırlık safhasını oluşturma bağlamında İmam Şafiî’nin Ümmü Seleme annemizden rivayet ettiği şu hadis oldukça anlamlıdır: “Sizden birinin Kurban kesme niyeti varsa Zi’l-hicce’nin ilk on gününe girdiğinde bedeninden ve kıllarından bir şeye dokunmasın.”(Muhammed b. İdris eş-Şafiî, el-Müsned, Daru’l-kutubi’l-ilmiyye, Beyrut 1400 h, s. 175) Bu hadiste  kurbanın önemiyle  birlikte on gün boyunca bedenimizde gördüğümüz görüntülerle kurbanın hatırlanması ve onun için psikolojik bir hazırlık yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Şu halde tüm kesim ve et dağıtım süreçlerinde o kulluk bilinciyle kuşanmak, İslami bir zorunluluk olduğu gibi akli de bir gerekliliktir. Zira bütün yapıp ettiklerimizi İslam’ın mihenginden geçirmek, kulluk bilincimizin rasyonel bir zaruretidir. Nitekim “Ne etleri ne kanları Allah’a kavuşur; ancak sizin takvalı duruşunuz ona ulaşır…” (Hac: 22/37) ayeti de bu gerçeği deklare etmektedir. Hayvan hakları konusunda polemik yaparak ortalığı bulandırmaya çalışanları bir kenara bırakarak şunu bilmemiz gerekir: Kurban kesme; Müslüman toplumsal yapıyı birçok yönden dinamize eden, Müslümanlar arası ilişkileri güçlendiren, İslam’ın medeniyet ruhunu ortaya koyan ve İslam’ın medeni özünü somutlaştıran muazzam bir ibadettir. Ne var ki, bu ibadeti yerine getirirken ortalıktaki reklamcı eğilimlere, seküler tavırlara kurbanımızı kurban etmemek gerekir. Azami derecede ihlasa dikkat ederek reklamcılıktan ve yaptığımızı herkese afişe etmekten uzak durmalı, yardımlarımızın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasına azami derecede özen göstermeliyiz. Kurban, sadece bir et biriktirme vesilesi veya başkalarına üstenci bir anlayışla dağıtım vesilesi asla yapılmamalı. Çünkü İslam, bir taraftan infakı emrederken bir taraftan infakın adabını da emretmektedir. Bu bağlamda infak edenin infakla minnet etmesine, karşı tarafı psikolojik baskı altına almasına asla izin vermez ve bunu sevabın iptal olmasına da sebep sayar. Kur’an bunu net bir şekilde ifade etmektedir: “Ey iman edenler! Malını riyakarlık ve gösteriş için harcayıp ahirete inanmayan kimseler gibi sadakalarınızı başa kakmak ve karşı tarafa eziyet vermekle boşa çıkarmayın…” (Bakara: 2/264) 

Kurban ve Ramazan Bayramları’nda verilen fıtır sadakası ve kesilecek kurban, bir taraftan İslam’ın neşe günleri olan bayramlarda dar gelirli kimselerin ne kadar önemsediğini ifade ederken diğer taraftan da kulun teslimiyet seviyesini sınamaktadır.  Resul-i Ekrem efendimizin sert bir uyarıyla buna işaret ettiğini söylemek mümkündür: “Bolluğu olduğu halde kurban kesmeyen bizim namazgahlarımıza yaklaşmasın.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, tahk. Şuayb el-Arnavut ve diğerleri, Müesseseturrisale, Beyrut 1421/2001, 14/24) Öte taraftan Cabir b. Abdillah’tan gelen hadiste Hz. Peygamber’in ilk zamanlarda kurban etinin üç günden fazla yenilmesini yasaklaması sonra da “Onu yiyin, kendinize azık yapın ve saklayın.” (Malik b. Enes, el- Muvatta, tahk. Muhammed Mustafa el-A’zamî, Muessesetu Zaid b. Sultan, Ebu Dabiy, 1425/2004, 3/690) şeklinde kurban etinin kullanımında farklı alternatifler sunması da kurban kesmenin meşruiyetindeki sosyal ve ekonomik hikmeti göstermesi açısından önemli ve anlamlıdır. 

Ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler ışığında kurban ibadetine bakıldığında onun Müslüman camia için sosyal, ekonomik, psikolojik ve ahlaki birçok fayda sağladığını görüyoruz. Özellikle müminde bulunması gereken tam bir teslimiyet ve halis bir ubudiyetle bu ibadet yerine getirildiğinde Kurban, Müslümanlar için gerçekten kurb anı olur.

*Bu makalede ifade edilen fikirler yazara aittir ve İslam Düşüncesi'nin editoryal duruşunu yansıtmayabilir.

Yorum Yapın

İlginizi çekebilir