Gafletin Petrol Karası - Ya İllet Ya Zillet! - I

Ey petrol deryaları üzerinde yüzen, fakat bir damla onura ve bağımsızlığa hasret kalan sahte ihtişam sahipleri! Ey çöl rüzgârlarının taşıdığı serveti kudret zanneden, altın kubbelerin altında kendi hakikatinden kaçanlar!”

Yüzyıllardır süregelen bu zilletin, bu ruhsuz uşaklık gömleğinin üzerinizde bu kadar rahat durması hangi vicdanın kârıdır? Hangi aynaya bakıyorsunuz da yüzünüzdeki bu ağır mesuliyeti, bu tarihî vebali görmüyorsunuz? Hangi sessizlik sizi bu kadar sarhoş etti ki ümmetin yüreğinde büyüyen yangını duyamaz oldunuz? Sizler ki bir zamanlar izzetin, adaletin ve vakarın temsilcisi olması gereken bir coğrafyanın varislerisiniz; nasıl oldu da kendi iradenizi başkalarının gölgesine teslim ettiniz? Nasıl oldu da kendi toprağınızda yabancı bayrakların dalgalanmasını güvenlik sanacak kadar basiretinizi kaybettiniz?

Güvendiğiniz Dağların Kanlı Karı ve Stratejik İhanet

Yıllardır ümmetin alın teriyle yoğrulmuş servetini, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını, mukaddes toprakların yer altı bereketini; sırf kendi fâni tahtlarınızı korumak adına okyanus ötesinin sarı kafalı efendilerine haraç olarak sunarken, aslında kendi sonunuzu imzaladığınızı ne zaman fark edeceksiniz? Gönderdiğiniz her servet damlasının, mazlum coğrafyalarda dökülen gözyaşına karıştığını; her bir doların, bir annenin feryadıyla ve Gazze’de açlıktan ölen bir sabinin sessiz çığlığıyla yüklü olduğunu ne zaman idrak edeceksiniz?

Kendi sınırlarını, kendi başkentlerini, hatta kendi içindeki toplumsal ve ahlaki çürümeyi bile korumaktan aciz olan bir müstekbir devlete, ABD’ye ve onun bölgedeki şımarık karakolu Siyonizm’e sırtınızı yasladınız. Vatanınızın her karışını yabancı postallara, emperyalizmin kirli üslerine peşkeş çektiniz. Ne oldu? Hani o çok güvendiğiniz çelikten zırhlar? Hani o modern çağın tanrıları gibi taptığınız stratejik ortaklarınız? Kendi evini yangından kurtaramayan bir yapı, sizin sönmek üzere olan ocağınızı nasıl koruyacaktır? Gavurdan dost, domuzdan post olmayacağını; tarihin o tokat gibi inen hakikatini ancak saraylarınızın yaldızlı duvarları üzerinize yıkılınca mı anlayacaksınız?

Mücahid’in İzzeti, Sarayın Zilletine Galip Gelecek!

Yıllardır vatanlarını, namuslarını ve ümmetin ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı savunan bir avuç Kutlu Mücahit, o iman abidesi HAMAS evlatları; sizin o steril, klimalı ve yapay dünyanızda Siyonist katillerden daha mı tehlikeli görünüyor? Yoksa onların asil ve dik duruşu, sizin emperyalizmin önünde eğilmiş boyunlarınıza bir ayna tuttuğu için mi onlara düşman kesiliyorsunuz? Onların hürriyeti sizin esaretinizi, onların cesareti sizin korkaklığınızı ifşa ettiği için mi Siyonistlerle gizli kapılar ardında kirli ittifaklar kuruyorsunuz?

“Unutmayınız ki, izzet satın alınabilecek bir meta değildir ve onur, başkasının gölgesinde büyümez.”

Siz ihtişamlı saraylarınızda sahte bir güvenlik vehmiyle uyurken, Gazze’nin dar sokaklarında arş-ı alayı titreten bir direniş destanı yazılıyor. Siz Amerikan dolarlarıyla geçici cennetler inşa ederken, o müminler canlarıyla dünyaya gerçek insanlık dersi veriyor. Siz uşaklığı bir beka meselesi sanırken, onlar şehadeti bir vuslat bilerek ölüme gülümseyerek gidiyorlar.

Ümmetin Feryadı ve Tarihin Huzurunda Son İhtar!

Ey Körfez'in yöneticileri! Ne zaman gerçek manada ümmetle kucaklaşacaksınız? Ne zaman kendi kardeşinizin elini, okyanus ötesindeki katillerin elinden daha sıkı tutacaksınız? İzzet ve onurlarınızı ayaklar altına alırcasına, yeter ki tahtta kalma pahasına devam ettirdiğiniz bu uşaklık, sizi yarının çocuklarının da nefretine mahkûm edecektir.

Şunu iyi bilin ki: Emperyalizmin sofrasından artanlarla beslenenlerin, ümmetin gönül sofrasında yeri yoktur! Bir gün o çok güvendiğiniz üsler boşaltıldığında ve o efendileriniz sizi bir kullan-at oyuncağı gibi kenara ittiğinde; sığınacak bir vicdan bulabilecek misiniz? O gün geldiğinde ne petrolünüz ne de banka hesaplarınızdaki milyarlarca dolar sizi kurtaracaktır. Tek gerçek, Allah'ın adaleti ve halkın öfkesi olacaktır. İnsan bazen en büyük kaybı, kaybettiğini fark etmediği anda yaşar. Sizler hâlâ farkında mısınız, yoksa tarih sizin adınıza bu fark edişi çoktan yazmaya başladı mı?

Ya İzzet Ya Zillet!

Artık bu derin gaflet uykusundan uyanın! Bu gidişat, sonu hüsranla biten bir uçurumdur. Gavurun dostluğu evinizi harabeye çevirir; ümmetin birliği ise sizi dünya ve ahiret saadetine taşır. Tarih, davasını üç kuruşluk dünya menfaatine satanları değil; sadece Allah’ın önünde eğilenleri şanla yazacaktır.

Ya izzetle kendi yolunuzu inşa edeceksiniz ya da başkalarının gölgesinde eriyerek tarihin karanlık sayfalarına karışacaksınız. Tercih sizin, fakat sonuç yalnızca sizi değil, bir ümmetin kaderini de şekillendirecektir. Bizler, kalemimizle ve yüreğimizle hakkı haykırmaya devam edeceğiz. Sizler saraylarınızda korkarken, bizler hakikatle dimdik ayakta kalacağız!

Yorum Yapın