Bir Kuğunun Kanatlarındaki Tarih: Siyah Kuğu Teorisinin Kökeni
İnsanlık tarihi, doğruluğuna sarsılmaz bir inançla bağlandığımız "mutlak gerçeklerin" aslında ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunun hikâyesidir. "Siyah Kuğu" kavramı, bu kırılganlığı iki bin yıllık bir cehalet ve keşif serüveniyle anlatır. Roma şairi Juvenal, "rara avis in terris nigroque simillima cygno" (yeryüzünde kara bir kuğu gibi nadir bir kuş) dediğinde, bu bir mecazdan öte, o dönemin bilgi sınırları içinde kesin bir imkânsızlığın ifadesiydi. Ancak 1697 yılında Hollandalı kâşifler Batı Avustralya kıyılarında ilk siyah kuğuyu gördüklerinde, sadece bir kuş türünü keşfetmediler; aynı zamanda insan zihninin "bildiği her şeyin" bir saniyede nasıl geçersiz kalabileceğini tüm dünyaya gösterdiler.
Nassim Nicholas Taleb’in dünyaca ünlü "Siyah Kuğu: Olasılıksız Görünenin Etkisi" (The Black Swan) kitabı, bu tarihsel metaforu alarak modern dünyanın en derin çelişkisini formüle etmiştir: Tarihi asıl yönlendiren güç, her gün tanık olduğumuz olağan ve öngörülebilir olaylar değil; aksine nadir, beklenmedik ve sarsıcı etkisi devasa olan olaylardır. Siyah Kuğu olayları, geleneksel tahmin sistemlerini ve risk yönetimi modellerini alt üst eder. 2008 küresel finansal krizi ve COVID-19 pandemisi gibi olaylar, finansal sistemlerde ani ve büyük çaplı değişimlere neden olarak bu kırılganlığı kanıtlamıştır. Bugün Hürmüz Boğazı’nın sularında yükselen tansiyon, sadece bölgesel bir çatışmanın habercisi değil, Taleb’in teorisinde hayat bulan o "kara kanatların" gölgesidir.
Siyah Kuğu Teorisi: Üç Boyutlu Bir Analiz Çerçevesi
Taleb’in kuramsal çerçevesi, bir olayı "Siyah Kuğu" olarak tanımlamak için üç temel nitelik arar. Bu nitelikler, ABD-İran krizi gibi karmaşık jeopolitik denklemleri anlamak için hayati bir mercek sunar:
- Nadirlik: Geçmiş veriler veya istatistiksel modeller, bu olayın gerçekleşme olasılığına dair ikna edici bir işaret sunamaz. Örneğin, Hürmüz’de herkesin kontrol altında tutulacağını varsaydığı sınırlı bir gerginliğin, bir milisin bağımsız eylemi veya üçüncü bir aktörün beklenmedik hamlesiyle kontrolden çıkması bu sınıfa girer.
- Yüksek Etki: Olayın sonuçları, olumlu veya olumsuz, küresel ölçekte devasa boyuttadır. Boğazın fiilen kapanmasıyla petrolün 130 doları aşması ve küresel tedarik zincirlerinin çökerek bir resesyonu tetiklemesi, bu aşırı etkinin en somut örneğidir.
- Geriye Dönük Öngörülebilirlik: İnsan doğası, bir kaos yaşandıktan sonra ona rasyonel nedenler uydurmaya meyillidir. Kriz bittikten sonra analistler, aslında tüm o sert söylemlerin ve askeri yığınakların net birer sinyal olduğunu iddia ederek olayı "öngörülebilir" kılmaya çalışırlar.
Taleb’in vurguladığı gibi, dünyamızdaki neredeyse her büyük değişim, bu az sayıdaki Siyah Kuğu tarafından açıklanır. Ancak bu teori sadece bir sınıflandırma sistemi değil; bir eylem çağrısıdır.
Hürmüz’ün Renkleri: Beyaz, Gri ve Siyah Spektrumu
Bugün Hürmüz Boğazı’nın sularında tek bir senaryo değil, bir olasılık spektrumu yüzer. Bu spektrumu anlamak, bizi "savaş mı barış mı?" gibi sığ ve ikili bir anlatıdan kurtarır:
1. Beyaz Kuğu: Bilinen Bilinmeyenler
Hürmüz’de petrol fiyatlarının gerilimle yükselmesi, klasik diplomatik manevralar ve sınırlı askeri sürtüşmeler "Beyaz Kuğu"dur. Bunlar istatistiksel modellerle ölçülebilir ve beklenen hamlelerdir. İran'ın boğazda tatbikat yapması, klasik bir caydırıcılık siyaseti olarak bu alanın içindedir.
2. Gri Kuğu: Tasavvur Edilebilir Sürprizler
Burada risk biraz daha derinleşir. Örneğin, ABD'nin İran nükleer tesislerine sınırlı bir saldırısı ve buna karşılık İran’ın bölgedeki Amerikan üslerini hedef alması bir "Gri Kuğu"dur. Bu senaryoların 2020 Suudi petrol tesisleri saldırısı gibi tarihsel öncülleri vardır ve analistler tarafından aklen tasavvur edilebilir. İstihbarat servislerinin odaklandığı ana risk alanı tam olarak burasıdır.
3. Siyah Kuğu: Tasavvur Edilemez Sürprizler
Gerçek tehlike, oyun teorisi modellerinin ve rasyonel aktör varsayımlarının çöktüğü bu alanda saklıdır. Bir İran gemi kaptanının merkezi komutanlıktan bağımsız olarak bir tankere ateş açması ve bu olayın sosyal medyadaki yanlış bilgilerle birleşerek geri dönülemez bir savaşa dönüşmesi bir Siyah Kuğu örneğidir. Veya Suudi Arabistan'ın tarafsızlık ilanını aniden bozarak çatışmaya dâhil olması, hiçbir geçmiş verinin işaret etmediği "bilinmeyen bir bilinmeyendir".
Rejim Bekası ve Oyun Yanılgısı (Ludic Fallacy)
Karar vericiler genellikle "ludic fallacy" (oyun yanılgısı) tuzağına düşer; yani hayatın yapılandırılmamış, kaotik rastgeleliğinin, bir satranç tahtası veya savaş simülasyonundaki yapılandırılmış düzene benzediğini sanırlar. Oysa jeopolitik sahne, rasyonel risk-ödül hesaplarının ötesinde bir "kutsal metin" etrafında şekillenir.
İran liderliği için bu kutsal metin "rejimin bekası"dır. Bu, bir stratejiden ziyade varoluşsal bir ilkedir. Örneğin, Venezuela'da denenen rejim değişikliği modelleri İran’da işlemez; çünkü bu model İran’ın gözünde bir "Gri Kuğu"yu (tasavvur edilebilir tehdit), "Beyaz Kuğu"ya (somut ve mevcut bir tehdit) dönüştürmüştür. İran’ın Hürmüz’deki askeri törenleri, sadece bir güç gösterisi değil; korkuyu saygıya, saygıyı da iktidarın meşruiyetine dönüştürmeye yönelik bir süreçtir.
Stratejik Dayanıklılık: "Hindi Olmaktan Kaçınmak"
Siyah Kuğu teorisinin nihai amacı, öngörülemez olanı tahmin etmek gibi imkânsız bir göreve soyunmak değil; bu olaylara karşı dayanıklılık (robustness) inşa etmektir. Taleb’in meşhur "hindi" benzetmesi bu noktada kilit önemdedir: Bir hindi için şükran gününe kadar her şey yolundadır ve bu süreçte kasap onun en yakın dostudur. Şükran günü hindi için bir Siyah Kuğu’dur, ancak kasap için bu bir Beyaz Kuğu’dur.
ABD-İran krizinde "hindi olmamak" için şu stratejik adımlar atılmalıdır:
- Esnek Hedefler, Katı Prensipler: "Koşulsuz teslimiyet" gibi esnemeyen hedefler yerine, kademeli güven inşasına olanak sağlayan diplomatik çerçeveler kurulmalıdır.
- Senaryo Değil, Yetenek Planlaması: Tüm olası senaryoları öngörmek imkansızdır. Bunun yerine, beklenmedik şoklara (askeri, ekonomik, diplomatik) hızla uyum sağlama kapasitesine yatırım yapılmalıdır.
- Kırılganlık Noktalarını İzole Etme: Hürmüz Boğazı gibi "tekli başarısızlık noktaları" (single points of failure), enerji çeşitlendirmesi ve alternatif lojistik rotalarıyla sistemden izole edilmelidir.
Sonuç
ABD-İran gerilimi, 21. yüzyıl jeopolitiğinin en tehlikeli virajıdır. Burada rasyonel hesaplama ile saf kaos, güvenlik ikilemi ile öngörülemezliğin gücü çarpışmaktadır. Bu çatışma, nihayetinde bilinmeyen sonuçlara atılan ilk adımdır.
Siyah Kuğu teorisi ile en tehlikeli an, "Gri" senaryolarımızın rahatlığına kapılıp, hayal gücümüzün sınırlarının ötesindeki ihtimalleri unuttuğumuz andır. Tarih, bölgesel ve dünya savaşına sürüklenen bu küçük kaoslarla yazılır. Geri kalan her şey, sadece beyaz kuğular hakkında anlattığımız hikâyelerden ibarettir. Gerçek ve geri dönülemez dönüm noktaları ise genellikle siyah kuğuların gölgesinde belirir.