Hem Doğu'nun Hem de Batı'nın İdeal Eğitimcisi ve Öğretmeni: Fârâbî -II-

HEM DOĞU’NUN HEM DE BATI’NIN İDEAL EĞİTİMCİSİ VE ÖĞRETMENİ: FÂRÂBÎ
-II-

Müfredat programının hem planlayıcı hem de uygulayıcı öğretmeni Fârâbî

Fârâbî, eğitim felsefesinde hem ilimler arasındaki ilişkiyi konu, amaç ve metot bakımından ortaya koymak hem de ilimlerin tahsil ve öğretimdeki sırasını göstermek için bir ilimler sınıflandırması dolayısıyla bir müfredat programı tasarlar. O, bu müfredatı İlimler Sayımı adlı eserinde zamanındaki İslâm ilimleri dahil tüm ilimleri tetkik ederek temelde beş kısma ayırır. Fârâbî ilim sözcüğünü aynı zamanda felsefe anlamında kullandığından onun ilimler sınıflandırması ayrıca felsefenin kısımlarıdır. Filozofumuz bu sınıflandırmada dini ilimleri felsefe ilimlerinden ayrı düşünmez. İlim başlığı altında felsefe, bilim, din ve sanat ayrımı yapmaksızın tüm ilimleri dahil eder. Bunlar şunlardır: 

1. Dil ilmi: Dil ilmi şu kısımlardan oluşur:

- Dildeki kelimeler
- Kelimelerin kuralları
- Yazma kuralları
- Okuma kuralları
- Şiir vezinleri, beyit kuralları, şiir okuma kuralları ve şiirde kullanılabilecek-kullanılamayacak kelimeler 

2. Mantık 

- Kategoriler
- Önermeler (Yorumlar)
- Birinci Analitikler (Çözümlemeler); Kıyas ve Beş Sanat (Burhan, Cedel, Sofistik Deliller, Hitabet ve Şiir)’taki içerik ve şekilleri (Kıyas)
- İkinci Analitikler: Burhani kıyas şekilleri (Burhan)
- Topikler (Cedel)
- Sofistik deliller ve onların çürütülmesi (Safsata, mugalata)
- Retorik (Hitabet)
- Poetika (Şiir)

Buna göre Fârâbî’de mantığın konuları kategoriler, önermeler, kıyas, burhan, cedel, safsata, hitabet ve şiirdir. Fârâbî’nin bu sınıflandırması genelde Aristoteles tarzı bir sınıflandırma olsa da hitabet ve şiiri ilk defa mantığın konularına dahil etmesiyle ondan ayrılmaktadır. Bunlardan özellikle şiir daha dikkat çekicidir. Çünkü şiiri Aristoteles, Platon’un aksine bir sanat olarak kabul etmesine karşın bir disiplin olarak görmezken, ilk kez Fârâbî şiiri bir disiplin olarak kabul ederek mantığın konularına dahil etmiştir (Blac, 2007: 220).

3. Matematik ilimleri

- Aritmetik veya Sayı İlmi
- Geometri
- Optik
- Astronomi
- Müzik
- Ağırlık ilmi/Dinamik
- Tedbirler ilmi/Hiyel veya mekanik 

4. Tabiat ve İlahiyat ilimleri

- Tabiat ilmi (Fizik)
- Doğal cisimlerin ilkelerinin ilmi,
- Basit ve bileşik cisimlerin genel ilkelerinin ve aralarındaki farklılıkların ilkelerinin ilmi,
- Cisimlerin oluş ve bozuluşuna dair fizik dalı,
- Ana unsurların yapısı, bunlara has ilinekler ve bunlara dayalı meteorolojik olayların ilmi,
- Dört elementin şekillendirdiği bileşik isimlerin ve bunların bileşenlerinin özelliklerine dair ilim,
- Bitkilere dair ilim (Botanik),
- Hayvanlara dair ilim (Zooloji).
- İlahiyat ilmi (Metafizik)

Genel olarak bütün varlıklar ve onların varlık olmaları bakımından nitelik ve ilintilerini araştıran ilim,
Mantık, aritmetik, geometri gibi teorik ilimlerin temelini oluşturan ispatların ilkelerini araştıran ve teftiş eden ilim,
Maddesiz tözleri, onların niteliklerini ve yapısını, bütün varolanların en son ilkesi olan Allah’ı, Allah’ın sıfatlarını, Allah-evren ilişkisini araştıran ilim.

5. Siyaset, fıkıh ve kelam ilimleri

- Siyaset 
- Ahlâk
- Fıkıh
- Kelâm (Fârâbî, 1999b: 46-102. Ayrıca bk.: Fahri, 1992: 107-109 ve Korkut: 128-129. Mantığın kısımlarının ve diğer ilimlerin ne olduğu ile ilgili geniş bilgi için bk.: Fârâbî, 2009: 38-51).

Fârâbî’nin yukarıdaki ilimler tasnifine göre ilimleri sekiz başlık altında sınıflandırabiliriz. Bunlar; dil, mantık, matematik, fizik, metafizik, siyaset, fıkıh ve kelâmdır. Fârâbî, ayrıca son dönem eserlerinden biri olan Mutluluğun Kazanılması’nda teorik ve pratik ayrımı dikkate alarak ikinci bir ilimler sınıflandırması daha yapar. O, bu sınıflandırmada ilimleri teorik, pratik ve felsefî ilimler olmak üzere üç kısma ayırır. Teorik ilimler, talimî (riyaziye), ta-biî (fizik) ve ilâhiyat (metafizik) ilimlerinden, pratik ve felsefî ilimler ise ahlak ve siyaset ilimlerinden oluşur.

Fârâbî, öğretim programındaki dersleri iki kısma ayırır. Birincisi öğrenilebilen, fakat kendisiyle amel edilemeyen yani Tanrı’nın, ruhun ve evrenin varlığı ve mahiyeti gibi zihinsel bilgilerdir. İkincisi ise düşünmek, araştırmak, ortaya çıkarmak, öğrenmek ve öğretmekle ilgili bilgilerdir. Mesleklerle, iş ve sanatlarla ilgili bilgi ve beceriler bu tür derslerden oluşur. Fârâbî öğretim yöntemi olarak da iki yoldan söz eder. Birincisi inandırıcı ve etkin sözler söyleyerek öğretmektir. İkincisi ise zorlayarak öğretmektir. Fakat Fârâbî zorlayarak öğretmekten yana değildir (Sönmez, 2008: 159). Çünkü zorla öğretmek ile öğrenme ne tam olarak gerçekleşir ne de kalıcı olur.
Fârâbî, eğitim programında bireysel farklılıkları önceler. Ona göre eğitimde ilgi, beceri, zekâ, öğrenme biçimi ve kişilik yapısı gibi bireysel farklılıklar öğretim sürecinin her aşamasında önemli bir yere sahiptir. Çünkü her birey özel ve tektir. Bu sebeple herkese her şeyden önce yapması gereken şey öğretilmelidir. “Bunun için kişilerin yetenekleri göz önünde bulundurulmalı, yatkın oldukları alanlara yönlendirilmeli, bu alanlarda yetiştirilmeli ve nihâî olarak, istihdam bu doğrultuda gerçekleştirilmelidir.” (Beyler, 2019: 200-201).

Felsefî ilimlerin öğretiminin örnek öğretmeni Fârâbî

Fârâbî’nin eğitim felsefesinde öğretim yöntem ve teknikleri de önemli bir yer tutar. O öğretim yöntem ve tekniklerini varlığın kanunları ile zihnin/mantığın kanunları arasında bir bağ kurarak yapar. Ona göre hem varlığın kanunları/kategorileri ile öğretim yöntem ve teknikleri hem de varlık ilkeleri ile öğretim yöntem ve teknikleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Fârâbî, varlık ilkelerini Aristoteles’in birden çokluğa geçişi açıkladığı dört neden öğretisinden hareketle geliştirmiştir. Aristoteles’in ontolojisinde varlığın güç halinden fiil haline geçmesi dört neden ile olur. Bunlar maddi neden, formel neden, etken (faal) ve ereksel (teleolojik) nedendir. Maddi neden bir şeyin ham maddesidir; formel neden maddenin içinde değişime uğradığı şekildir; etken neden bir şeyin nasıl olacağını tasarlayıp yapandır; ereksel neden ise bir şeyin asıl varoluş nedenidir, amacıdır. Örneğin bir masanın kerestesi maddi, şekli formel, ustası etken nedendir. Masanın çalışma masası olarak yapılması ve kullanılması ise ereksel nedendir (Aristoteles, 1996: 983 a 25-983 b, 1013 a 25-1014 a 25). Aristoteles’in ontolojisinde her varlığın mahiyeti ile kendisi bir ve aynı şeydir (Aristoteles, 1996: 1017a-1017b, 1028a 10, 1031a 15, 1032a 5). Bu nedenle insan zihni ve doğada ayrı ayrı yasalar hüküm sürmez. İnsan zihninin yapısı ile sürekli gelişen doğa arasındaki ilişki sağlam bir zeminde gerçekleşir. Bu zemin akıldır. Fârâbî’nin ontolojisinde de varlığın ilkeleri aynı zamanda düşüncenin kanunları olduğundan öğretim ilkeleri ile varlık ilkeleri bir ve aynı şeydir. Varlık ilkelerinin birincisi şeyin ne olduğu ya da neyle olduğu veya nasıl olduğu ilkesi; ikincisi ve üçüncüsü şeyin varlığının neden olduğunu belirten ilke; dördüncüsü ise şeyin varlığının ne için olduğunu belirten ilkedir. Buna göre öğretimde öğrenciye bir şeyin “ne olduğu, neyle olduğu, nasıl olduğu, neden olduğu ve ne için olduğu” öğretilmelidir (Fârâbî, 1999b: 55, 61). Fârâbî, bu öğretim metodunu akıllı hayvanın ilkelerinin nasıl öğretileceğinden hareketle şöyle anlatır. Akıllı hayvanın ilkeleri araştırılırken 1) onun ne olduğu, ne ile olduğu, nasıl olduğu, 2-3) neden olduğu, 4) ne için olduğu incelenmelidir. “Bu noktada akıl ve akılsal şeylerin varlığını tanımış olacaktır. Yine bu noktada o, 1) aklın ne olduğu, ne ile olduğu, nasıl olduğu, 2-3) neden olduğu, 4) ve ne için olduğunu araştırmak ihtiyacını duyacaktır. Bu araştırma onu ne cisim olan, ne cisimlerde olan, geçmişte cisimlerde olmamış olduğu gibi gelecekte de cisimlerde olmayacak olan diğer ilkeleri aramaya mecbur edecektir.” (Fârâbî, 1999b: 62). 

Bu dört neden gereği öğretim kolaydan zora gidilmesi ilkesiyle gerçekleşmelidir. Yani öğretilecek bilgiler, öğrenilmesi en kolay olandan öğrenilmesi zor olana doğru sıralanmalıdır. Eğer tersi olursa, öğrenci zor bilgiye karşı kaygı, özgüven eksikliği ve öğrenmeye karşı direnç yaşayabilir. Örneğin matematikte öncelikle sayılar ve hacimler öğretilmelidir. Böylece öğretimde önce aritmetik, sonra geometri işlenmelidir. Daha sonra da kendilerinden ayrılmaz biçimde sayı ve hacimlere sahip gök cisimleri (astronomi), optik, müzik, ağırlıklar ve mekanik ilmi gibi öteki şeyler öğretilmelidir. Sayılar ve büyüklükleri inceleyen ilimlerin öğretilmesinde de görüldüğü gibi öğretim ilkeleri aynı zamanda varlık ilkeleridir. Fârâbî’nin bir başka öğretim ilkesi, tam öğrenme/öğretme ilkesidir. Ona göre bir şey tam olarak öğretilmeden diğer konuya geçilmemelidir. Konular ve problemler sırasıyla tek tek öğrenilmelidir. Nasıl su damlaya damlaya taşta gedik açıyorsa, bilgi de adım adım, safha safha zihinde yol alır. Buna göre eğitim ve öğretimin tasavvur (kavramsallaştırma) ve tasdik (onaylama) olmak üzere iki aşaması vardır. Tasavvur bir alanda herhangi bir problemi tüm unsurlarıyla öğretmektir. Tasavvur, zihnin basit kavramları, onların temel tabiatlarını tanımlamak amacıyla düşünmesi halinde ortaya çıkmaktadır. Tasavvur öğretilen şeyi uygulamaya dönüştürmekle gerçekleşir. Bu ise ya doğrudan bir şeyin kendisi ya da o şeyin örneği hayal edilerek yapılır. Tasdik ise doğrudan doğruya bileşik kavramlara, önermelere ve bunların doğruluk veya yanlışlığının doğrulanmasındaki sonuçlarla ilgilidir. Tasdik, mantık bilimi kullanılarak ya kesin kanıtlarla ya da ikna yoluyla gerçekleşir. Örneğin din şeylerinin örnekleri ikna ile felsefe şeylerinin örnekleri de kesin bilgi ile tasdik edilmelidir. Özellikle dini meselleler sıradan insanların anlayabileceği bir kalıp içerisinde halka sunulmalıdır. Bundan dolayı önce mantık bilimi sonra da kuramsal bilimler öğretilmelidir. Tasdikte önemli olan mükemmel tasdiktir. Mükemmel tasdik, tam anlamıyla kesinliğe yol açan zihni hükümdür; yani yalnızca bir düşünce nesnesinin gerçekten o tür bir şey olması değil, fakat bir kimsenin o şeye dair bilgisinin aynı derecede doğru ve başka türlü olamayacak şekilde olmasıdır. Fârâbî’nin öğretim (müfredat) programında mantık ilminin büyük bir yeri vardır. Mantık, her şeyde doğruyu yanlıştan ayıran bir alettir. Mantık, ona uyulduğu takdirde zihni ıslah edebilecek ve insanı hakikate giden doğru yola yöneltip hataya düşme tehlikesinden kurtaracak genel kuralları gösterir. Dilde gramer ve şiirde vezin ne ise mantığın düşünürlerle olan ilişkisi odur. Boyutların, hacmin ve kütlenin ölçüye vurulması gibi düşünce de mantık kuralları ile ölçülebilir. Mantık ile düşünce arasında doğrudan bir ilişki vardır. Mantık, doğru düşünmede, doğru düşünceyi bulmada, doğru düşünceyi başkalarına aktarmada ve doğruyu yanlıştan ayırmakta bize yardımcı olur. Onun için düşüncenin ortaya koyulmasında mantık esastır. Mantık, düşünüldüğü zaman her yerde kullanılabilir. Mantığın esas özelliği dili iyi kullanmaktır. Nasıl gramer dilin doğru kurallarını ortaya koyuyorsa, mantık da düşüncenin doğru kurallarını ortaya koyar (Fârâbî, 2003b: 113; Fârâbî, 1999a: 53-54. Ayrıca bk. Reisman, 2007: 75). Kuramsal bilimler ikna etmeye dayalı yöntemlerle öğretilmelidir. Çünkü insanlar mantığa dayalı ikna etme yöntemiyle öğrenilecek şeyi kavrayabilirler. Sıradan insanlar bile ikna yöntemiyle kuramsal bilimleri öğrenip kavrayabilirler. Fârâbî’nin başka bir öğretim ilkesi ise somuttan soyuta gitmek ilkesidir. Ona göre maddî olan varlıklardan başlayıp, maddî olmayan varlıklara doğru gelişen bir çizgi takip edilmelidir (Fârâbî, 1999b: 57-59; Fârâbî, 2009: 1-2, 7 ve Çilingir, 2009: 61). O zaman öğretimin amacı varlıkların akıl tarafından kavranmasını sağlamak, yani türlerini bilmek istediği cinsin içerdiği her şeyin varlığını kesin bir biçimde tesis etmektir. Eğitici/araştırıcı “bu öğretim ilkelerini kullanmalı ve bu cinsin içerdiği bütün türleri tüketinceye kadar bu ilkelerle çalışmalıdır” (Fârâbî, 1999b: 55-56).

Fârâbî öğretimde Sokratik tartışmayı temel alır. Başta mantık ve felsefe olmak üzere tüm ilimlerin Sokratik tartışma yönteminden hareketle okutulmasını ister. Böylece öğrenciye eleştirel düşünme ve tartışma becerileri kazandırılmış olunur. Fârâbî, öğretimde Sokratik yöntemin önemini Platon’un Menon diyaloğundan hareketle örneklendirip anlatır (Platon, 1993: 81 d-86 a). Fârâbî, Sokratik yöntemle bir yandan öğrencilerin düşüncelerindeki kuşkuları ve çelişkileri açığa çıkarmaya çalışarak onları daha sağlam ve makul sonuçlara yönlendirirken, öte yandan da öğrencilerde hem refleksif düşünmeyi sağlar hem de yaparak, yaşayarak öğrenmenin yolunu açar. Bu açıdan Fârâbî’de de Sokratik yöntem, bireye özlerin ne olduğunu göstermeye ve bilince yönelik bir çabadır. Bununla öğrencilere eleştirel düşünme, muhakeme ve mantık kullanılarak doğru olan sezdirilir. Bundan dolayı eğitim ve öğretim ortamında iyi, doğru, yanlış, kötü, güzel öğrenciye sezdirilerek verilmelidir. Öğretmen kendi değerlerini öğrenciye dikte etmemeli, benimsetmeye kalkmamalı, aksine öğrencinin akıl/sezgi gücünü, muhakemesini ve kavrayışını geliştirmelidir, iyi örnekler sunmalıdır (Fârâbî, 2009: 53-54).

Fârâbî, öğretimde Sokratik yöntemin yanında takrir (anlatma), alıştırma, telkin ve hatırlatma (tezkîr) gibi tekniklerin de kullanılmasını önerir. Ona göre bir konu önce öğretmen tarafından sade, tabii ve akıcı bir üslup ile anlatılmalıdır. Öğrenciye konunun öğretilmesi ve kavratılması sağlandıktan sonra kalıcı öğrenmenin oluşması için bolca alıştırma yapılmalı ve telkin yoluyla konunun hatırlatılması sağlanılmalıdır. Fârâbî, eğitim ve öğretimde alıştırma ve telkinin yeri ve önemini çocuk ve papağan üzerinden örneklendirerek anlatır. Ona göre çocuğa ve papağana bir dil alıştırma ve telkin yoluyla kısa sürede öğretilebilir (Fârâbî, 2009: 53). Böylece öğrenciler öğrendikleri bilgileri, kendi başlarına uygulama ve kendilerini geliştirebilme fırsatını yakalayabilirler. 

Fârâbî öğretiminde başarı, yalnızca eğitim ve öğretim ilkeleri ile öğretim programından değil, aynı zamanda öğrencide öğrenme ihtiyacı hissettirilmesinden geçer. Öğrenme öğrencinin kendini hazır hissetmesiyle, öğrenmeye karşı bir açlık duymasıyla başlar. Öğrenme ile öğrencinin arzusu yani öğrenme çabası arasında doğrudan bir ilişki vardır. Eğitimde harcanan çaba ile orantılı sonuç alınır. Öğrenci ne kadar çaba gösterirse bilgi ve değerler de o oranda içselleşir ve kalıcı olur. Yalnız bu süreçte öğrencinin öğrenme arzusu mutlaka disiplinle desteklenmelidir. Fârâbî, daimicilikte olduğu gibi katı bir disiplinden yana değildir, orta yoldan yanadır. Disiplin ne sert ne de yumuşak olmalı, ılımlı ve orta bir yol izlenmelidir. Ama çocuk söz ile ikna edilemezse zora başvurulabilir. Çocuklar karar verme yeteneği güçlü ve görev ve sorumluluk duygusuna sahip kişiler olarak yetiştirilmelidir. Öğretmen öğrencilerine karşı her şeyden önce ne aşırı yumuşak ne de çok sert olmalıdır. “Çünkü şiddetli baskı, öğrencinin hocasına karşı kin ve nefret duymasına yol açar. Hocanın aşırı derecede alçakgönüllü davranışı da, öğrencinin onu hafife almasına, şahsına ve bilgisine karşı güveninin sarsılmasına sebep olur.” (Fârâbî, 2003b: 115).

Fârâbî, ideal bir öğrenimin nasıl olacağı hakkında da önerilerde bulunur. Ona göre önce gençlerin zihinleri eğitilmelidir. Sonra da öğrenilecek şeyin örneği değil, asıl kendisi öğretilmelidir. Bunun için önce teorik bilimlerin kavramları ve terimleri, sonra bu bilimlerin öncülleri, öncüllerinin bölümleri ve bu bölümlerin sıralanması öğretilmelidir. Bununla Fârâbî, ideal öğretmen profili çizer ve bunu bir felsefe öğretmeni olarak felsefe ve mantık üzerinden anlatarak örneklendirir. Fârâbî’ye göre Aristoteles temel olarak alınırsa, felsefe öğreniminden önce şu dokuz konunun bilinmesi ve öğrenilmesi gerekir. 1. Felsefedeki okulların adlarını bilmek, 2. Aristoteles’in kitaplarının her birinin neyi amaçladığını bilmek, 3. Felsefe öğrenmeden önce hangi disiplinden başlamak gerektiğini bilmek, 4. Felsefe öğrenmekten amacın ne olduğunu bilmek, 5. Felsefe yapmak isteyenin takip etmesi gereken metodu bilmek, 6. Aristoteles’in kitaplarının her birinde nasıl bir üslûp kullandığını bilmek, 7. Aristoteles’i kitaplarında zor bir üslûp kullanmaya sevk eden sebepleri bilmek, 8. Felsefe yapmış olan kimsenin tutum ve davranışlarının nasıl olması gerektiğini bilmek, 9. Aristoteles’in kitaplarını okumak isteyenin bilmesi gerektiği hususları bilmektir. Fârâbî’ye göre felsefe öğrenimi diğer ilimlerin öğrenimlerinin üstünde yüce bir yeri ve konumu vardır. Bu bakımdan felsefe öğrenmeye başlamadan önce alt düzeydeki başka disiplinlerin öğrenilmesi gerekir. Bunlar Platon, Theofrastos, Boethius ve Andronikos gibi bazı filozofların da dile getirdikleri gibi sırasıyla geometri, ahlâk veya mantık ilimlerinden biri olmalıdır. Fârâbî’nin tercihi mantık ilmini öğrenmektir. Çünkü mantık her şeyin temelindeki bir disiplin olarak doğruyu yanlıştan ayıran bir âlettir (Fârâbî, 2003b: 109, 113 ve Fârâbî, 1999a: 57). Fârâbî, öğretimi bir süreyle veya yaşla sınırlandırmaz. İnsan herhangi bir sanatta olgunluk yaşına gelinceye kadar eğitilmelidir der. Örneğin iyi bir yönetici her biri sekiz-yedi yılı bulan birkaç dereceden geçerek ancak 56 yaşına gelince olgunluğa ulaşır. Bu sebeple millet her dönem her alanda ve kademede ihtiyaç duyacağı eğiticileri/öğretmenleri önceden yetiştirip hazırlamalıdır.  

Fârâbî’nin eğitim sisteminin merkezinde öğretmen vardır. Onun eğitim sisteminde aileden devlet başkanlığına kadar toplumun her kademesinde lider ve yönetici öğretmenlerdir. Ona göre aile reisi, öğretmen ve devlet başkanı olmak üzere üç tür eğitimci vardır. Aile reisi aile bireylerinin; öğretmen, çocuk ve gençlerin; devlet başkanı ise milletin eğitimcisidir. Bunlardan ikincisi yani öğretmen daha önemlidir ve değerlidir. Çünkü aile reisi ve devlet başkanını da eğitip biçimlendiren öğretmendir. Eğitilmek istenilen vatandaşları eğitip öğreten öğretmenlerdir. Eğitim sürecinde toplumda herhangi bir ayrım yapılmamalıdır. Toplumda asiler ve suçlular dahil herkes eğitilmelidir. Bunu doğru bir şekilde yapacak olan öğretmenlerdir. Öğretmenler gerekirse zor kullanarak isyankarları ve suçluları eğitmelidir. Dürüst ve erdem sahibi olmayan kişileri, öğretmenler mantık biliminin gereklikleri içerisinde eğitip onlara ahlâki erdemleri kazandırmalıdır. Devlet başkanı da adeta bir aile reisi gibi kendi uyruğundaki bireyleri sabırla eğitmelidir. İyi bir eğitici/öğretmende doğuştan gelen ve sonradan kazanılan nitelikler olmak üzere iki tür nitelik bulunmalıdır. Doğuştan gelen nitelikler; beden, zekâ, bellek, güzel konuşma, öğrenme ve öğretme sevgisi, yeme, içme ve arzulara düşkün olmama, doğruluğu sevme, yumuşak huylu, azim ve irade sahibi olmadır. Sonradan kazanılan nitelikler ise bilgelik, bilginlik, aklını kullanabilme, toplumun yararını gözetme, iyi bir öğretici olma, güçlüklere ve yorgunluğa dayanmadır (Fârâbî, 2003b: 114-115; Fârâbî, 1974: 72-73; Fârâbî, 1999b: 94-95; Küken, 2001: 251-252 ve Sönmez, 2008: 159).

Fârâbî’de Eğitim ve Öğretimin İlkeleri

- Eğitimin amacı, erdemli ve mutlu bireyler yetiştirmek ve bireyi topluma yararlı hale getirmektir.
- Eğitim ve öğretim belli bir kuruma özgü değildir. Aile, toplum ve devletin tüm kademelerine yayılmalıdır.
- Eğitimden ailede aile reisi, okulda öğretmen, devlette ise devlet başkanı sorumludur.
- Eğitim ve öğretimde öğrencide öğrenme isteği ve tutkusu yaratılmalı ve sürekli canlı tutulmalıdır.
- Eğitim ve öğretimde öğrenci yetiştirme koşulları, çocuğun gelişimine uygun olarak hazırlanmalıdır.
- Öğretimde mantık ve felsefeye yer verilmelidir.
- Öğrenciler karar verme yeteneği güçlü, görev ve sorumluluk duygusuna sahip bireyler olarak yetiştirilmelidir (Güçlü, 2018: 215-216 ve Beyler, 2019: 202-203).

Fârâbî’de Öğretim Yöntem ve Tekniklerinin İlkeleri

- Eğitim ve öğretim birbirlerinden ayrılmalıdır. Eğitimde ahlâki erdemler ve pratik erdemler (iş sanatları), öğretimde ise teorik erdemler öğretilmelidir.
- Konular 5N, 1K soruları, yani “ne”, “ne zaman”, “nerede”, “nasıl”, “neden” ve “kim” soruları temel alınarak öğretilmelidir.
- Konu kolaydan zora, basitten karmaşığa, somuttan soyuta, yakından uzağa öğretilmelidir.
- Önce kavramlar ve tanımlar, sonra örnekler öğretilmeli, daha sonra da uygulamalar yapılmalıdır.
- Bir şey tam olarak öğretilmeden ötekine geçilmemelidir, bolca alıştırma yapılmalıdır.
- Eğitim ve öğretimde sorunlar tek tek ele alınıp derinleşmelidir.
- Felsefî ilimlerin öğretilmesinde Sokratik yöntem temel alınmalıdır. 
- Belli bir zaman diliminde belli bir şeye dikkat çekilmeli ve öğretilmelidir.
- Öğretimde disipline yer verilmelidir. Disiplin ne sert ne de yumuşak olmalı, orta bir yol izlenmelidir.
- Eğitim ve öğretimde şüpheye yer verilmemelidir (Fârâbî, 2009: 53-54, 61-62; Fârâbî, 2008: 3-4, 133-134; Güçlü, 2018: 215-216 ve Beyler, 2019: 202).

Sonuç olarak Fârâbî, akli ve eleştirel düşünme ve tartışma becerilerini temel alan, bugünü değil geleceği kurtarmayı hedefleyen, ideal bireyi ve ideal toplumu amaçlayan bir eğitimi ve öğretimi öncelemiştir. Kendisi de aktif bir öğretmen olan Fârâbî, özgür, erdemli ve mutlu birey ve vatandaş yetiştirmeyi eğitim ve öğretim faaliyetlerinin temeline yerleştirerek, eğitim ve öğretim süreçlerini toplum, mantık, matematik, fizik, metafizik, ahlâk ve siyasetten ayrı düşünmemiştir. Ona göre erdemli toplumun dolayısıyla erdemli devletin yolu mantık ve felsefe temelli bir öğretimden geçer. Bununla birlikte Fârâbî, hâlâ geçerliliğini koruyan bireysel yetileri geliştirme, şahsiyeti temel alma, erdemliliği gerçekleştirme, mutluluğu sağlama, disiplin ve sorumluluk duygusunu önceleme ve zihni yorarak eğitme ilkelerini eğitime kazandırmıştır.
Fârâbî’nin eğitim felsefesinde eğitim ile müfredat ve eğitim ile öğretim yöntem ve teknikleri arasındaki ilişki, öğrenme sürecinin niteliğini, yönünü ve hedefini belirleyen temel bir unsurdur. Eğitim, bireyin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel gelişimini kapsayan geniş bir süreci ifade ederken; öğretim yöntem ve teknikleri, bu sürecin nasıl uygulanacağını belirleyen araçlardır. Uygun yöntemlerin seçimi, eğitim hedeflerinin etkili şekilde gerçekleştirilmesini sağlar. Öğrencinin aktif katılımını destekleyen teknikler, bilgilerin kalıcı hâle gelmesine katkıda bulunur. Bu nedenle eğitim amaçları ile öğretim yöntemleri arasında kurulan uyum, öğrenme çıktılarının kalitesini doğrudan etkileyen kritik bir etkileşim oluşturur. Ancak Fârâbî’nin öğretim (müfredat) programı günümüz ihtiyaçlarına tam olarak cevap veremez. Buna rağmen Fârâbî’nin birey ve toplumun imar, inşa ve ihyasında eğitim ve öğretime öncelik vermesi önemlidir. Çünkü bir toplumun takva ekseninde dönüşümü yani erdemli bir toplum olması her şeyden önce öğretim programından, öğretim yöntem ve tekniklerinden geçmektedir. Bununla birlikte Fârâbî’de eğitim ve öğretimin ilkeleri ile öğretim yöntem ve tekniklerinin ilkeleri ise eğitim ve öğretimde hâlâ dikkat çekici kurucu ve dönüştürücü ilkelerdir.

Kaynakça:
Aksu, İbrahim (2018). Fârâbî’de Temel Erdemler, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Aristoteles (1996). Metafizik (Çeviren: Ahmet Arslan), İstanbul: Sosyal Yayınlar.
Aristoteles (1997). Nikomakhos’a Etik (Çeviren: Saffet Babür), Ankara: Ayraç Yayınevi.
Arslan, Ahmet. (1999). “Çevirenin Önsözü”. Fârâbî. Mutluluğun Kazanılması, İçinde (s. 7-49), Ankara: Vadi Yayınları.
Aydınlı, Yaşar (2013). “Fârâbî ve Bağdat Meşşâî Okulu”. M. Cüneyt Kaya (Editör). İslâm Felsefesi: Tarih ve Problemler, İçinde (s. 145-178), İstanbul: İSAM Yayınları.
Aydoğdu, Hüseyin (2021). “Daimicilik” ve “Esasicilik”. Mustafa Cihan ve Zafer Yılmaz (Editörler), Eğitim Felsefesi (2. Baskı), İçinde (s. 89-119), Ankara: Pegem Akademi.
Aydoğdu, Hüseyin (2022). “Hem Doğu’nun Hem De Batı’nın İdeal Öğretmeni: Fârâbî”. Ali Fuat Arıcı – Mustafa Başaran – Yusuf Günaydın (Editörler). Eğitimde İdeal İnsan ve Millilik Arayışları: İdeal Öğretmen, İçinde (s. 15-40), Ankara: Eğiten Kitap.
Bakır, Kemal (2021). Eğitim Felsefesi (5. Baskı), Ankara: Pegem Akademi.
Bayrakdar, Mehmet (1997). İslâm Felsefesine Giriş, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.
Bayraklı, Bayraktar (2002). Mukayeseli Eğitim Felsefesi Sistemleri, İstanbul: Sidre.
Beyler, Fegani (2019). “Fârâbî ve Eğitim”. Faruk Manav (Editör). Eğitim Felsefesi, İçinde (s.193-206), Ankara: Pegem Akademi.
Blac, Deborah L. (2007). “Farabi” (Çevirenler: Şamil Öçal ve H. Tuncay Başoğlu). S. Hüseyin Nasr ve Oliver Leaman, İslâm Felsefesi Tarihi, Cilt 1, İçinde (s. 215-236), İstanbul: Açılımkitap.
Çilingir, Lokman (2009). Fârâbî ve İbn Haldun’da Siyaset, Ankara: Araştırma Yayınları.
Fahri, Macit (1992). İslâm Felsefesi Tarihi (Çeviren: Kasım Turhan), İstanbul: İklim Yayınları.
Fârâbî (1974). Eflatun Felsefesi. Fârâbî. Fârâbî’nin Üç Eseri (Çeviren: Hüseyin Atay), İçinde (s. 65-84), Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları.
Fârâbî (1999a). İlimlerin Sayımı (Çeviren: Ahmet Arslan), Ankara: Vadi Yayınları.
Fârâbî (1999b). Mutluluğun Kazanılması (Çeviren: Ahmet Arslan), Ankara: Vadi Yayınları.
Fârâbî (2003a). Aklın Anlamları (Risâle fî me’ânî’l-akl) (Çeviren: Mahmut Kaya). Mahmut Kaya, İslâm Filozoflarından Felsefe Metinleri, İçinde (s. 127-137), İstanbul: Klasik.
Fârâbî (2003b). Felsefe Öğreniminden Önce Bilinmesi Gereken Konular. Mahmut Kaya, İslâm Filozoflarından Felsefe Metinleri, İçinde (s. 109-116), İstanbul: Klasik.
Fârâbî (2008). Harfler Kitabı (Kitâbu’l-Hurûf) (Çeviren: Ömer Türker), İstanbul: Litera Yayıncılık.
Fârâbî (2009). Kitâbu’l-Burhân (Çeviren: Ömer Türker ve Ö. Mahir Alper), İstanbul: Klasik.
Fârâbî (2012). İdeal Devlet “El-Medinetü’l Fâzıla” (Çeviren: Ahmet Arslan), Ankara: Divan Kitap.
Güçlü, Mustafa (2018). Eğitim Felsefesi, Ankara: Pegem Akademi.
Korkut, Şenol (2012). “Meşşâî Geleneğin Kurucu Filozofu: Fârâbî”. B. Ali Çetinkaya (Editör). İslâm Felsefesi Tarihi 1, İçinde (s. 123-175), Ankara: Grafiker Yayınları.
Küken, Gülnihal (2001). Ortaçağda Eğitim Felsefesi, İstanbul: Alfa Yayınları.
Medkûr, İbrahim (1990). “Fârâbî” (Çevir Ed. Mustafa Armağan). M. M. Şerif (Editör), İslam Düşüncesi Tarihi, Cilt 2, İçinde (s. 67-86), İstanbul: İnsan Yayınları.
Olguner, Fahrettin (1987). Farabi, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Platon (1993). Menon (Çeviren: Adnan Cemgil). Platon, Diyaloglar 1, İçinde (139-188), İstanbul: Remzi Kitabevi.
Reisman, David C. (2007). “Fârâbî ve Felsefe Müfredatı” (Çeviren: M. Cüneyt Kaya). Peter Adamson ve Richard C. Taylor (Editörler), İslam Felsefesine Giriş, İçinde (s. 59-80), İstanbul: Küre Yayınları.
Saltuklu, Zübeyr (2021). “Farabi’nin Eğitim Anlayışı”. Mustafa Cihan ve Zafer Yılmaz (Editörler), Eğitim Felsefesi (2. Baskı), İçinde (s. 229-251), Ankara: Pegem Akademi.
Sonnur Özcan, Emine (2006). Doğunun Öğretmeni Fârâbî, İstanbul: Ötüken Neşriyat A. Ş.
Sönmez, Veysel (2008). Eğitim Felsefesi, Ankara: Anı Yayıncılık.
Türker, Ömer ve Aksu, İbrahim (2018). “Fârâbî Felsefesinin Temel Erdemleri”, Edebali İslamiyat Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 4, s. 31.
Ülken, Hilmi Ziya (1995). İslâm Düşüncesi -Türk Düşüncesi Tarihi Araştırmalarına Giriş-, İstanbul: Ülken Yayınları.
Ülken, Hilmi Ziya (1998). İslâm Felsefesi -Kaynakları ve Etkileri-, İstanbul: Ülken Yayınları.

İlginizi çekebilir